Türkiye Alzheimer’a hazır değil

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin önündeki sorunlardan biri artan yaşla nüfus ve bunama hastalıkları. Kurumun öngörülerine göre, 2023 yılında 65 yaş üstü yaşlı nüfus oranımız yüzde 10’unun üzerine çıkacak. Buna paralel, bunama hastalıklarının sıklığı da büyük bir hızla artmaya devam edecek.

TÜRKİYE HAZIR DEĞİL
Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, “salgın” denebilecek bu durum karşısında özellikle yaşlı nüfusa sahip gelişmiş ülkelerin alarma geçerek Alzheimer’e karşı eylem planları oluşturduklarını söyledi. Nüfusun hızla yaşlanmasıyla beraber hem ülkemiz hem de tüm dünyada Alzheimer hastalığının daha yaygın hale geleceğini belirten Prof. Dr. Kulaksızoğlu, “Yeni Alzheimer vakalarının  yarıdan fazlasının Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde çıkacağı öngörülüyor. Maalesef ülkemiz hızla artmakta olan yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına ve Alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır değil” dedi.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE BUNAMA SIKLIĞI AZALIYOR
Tüm dünyada Alzheimer ve bunama hastalarının sayısı artsa da gelişmiş ülkelerden (ABD, Almanya, Hollanda, İsveç ve İngiltere) umut veren yeni veriler geliyor. Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haşmet Hanağası, “Verilere göre yaşlılarda bunama hastalığının görülme sıklığında geçmişe oranla azalma var. Ünlü Framingham çalışmasına göre, 30 yıl önceki yaşlılara göre şimdiki yaşlılar arasında yeni bunama hastası görülme sıklığında yüzde 44’e varan azalma var” dedi. Araştırmacılar bu düşüşü eğitim düzeyinin ve daha fazla zihinsel işlev gerektiren iş kollarının artması, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi damarsal risk faktörlerinin daha yaygın olarak kontrol altına alınması, sigara tüketiminin azalmasına bağlıyor. Prof. Dr. Hanağası, “Şeker hastalığıyla daha etkin mücadeleyle bu oranın daha da azalması mümkün. Gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerdeki hastalık oranlarının düştüğüne dair henüz bir veri yok” dedi.

ORTA YAŞTA KART, DAMA OYNA, BULMACA ÇÖZ
Prof. Dr. Haşmet Hanağası, Alzheimer hastalığından korunmada orta yaşlarda risk faktörlerinin azaltılarak fiziksel ve zihinsel aktivitelerin arttırılmasının yararlı olduğunu hatırlattı. Bu yıl Dünya Alzheimer Kongresinde sunulan yeni bulgulardan birisi de orta yaşlarda daha fazla kart oyunları, dama oynayanlar ve bulmaca çözenlerin beyinlerinin daha hacimli. Ayrıca bu kişilerin zihinsel yetileri bu aktiviteleri yapmayanlara göre daha iyi.
 



 

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin önündeki sorunlardan biri artan yaşla nüfus ve bunama hastalıkları. Kurumun öngörülerine göre, 2023 yılında 65 yaş üstü yaşlı nüfus oranımız yüzde 10’unun üzerine çıkacak. Buna paralel, bunama hastalıklarının sıklığı da büyük bir hızla artmaya devam edecek.

TÜRKİYE HAZIR DEĞİL
Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, “salgın” denebilecek bu durum karşısında özellikle yaşlı nüfusa sahip gelişmiş ülkelerin alarma geçerek Alzheimer’e karşı eylem planları oluşturduklarını söyledi. Nüfusun hızla yaşlanmasıyla beraber hem ülkemiz hem de tüm dünyada Alzheimer hastalığının daha yaygın hale geleceğini belirten Prof. Dr. Kulaksızoğlu, “Yeni Alzheimer vakalarının  yarıdan fazlasının Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde çıkacağı öngörülüyor. Maalesef ülkemiz hızla artmakta olan yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına ve Alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır değil” dedi.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE BUNAMA SIKLIĞI AZALIYOR
Tüm dünyada Alzheimer ve bunama hastalarının sayısı artsa da gelişmiş ülkelerden (ABD, Almanya, Hollanda, İsveç ve İngiltere) umut veren yeni veriler geliyor. Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haşmet Hanağası, “Verilere göre yaşlılarda bunama hastalığının görülme sıklığında geçmişe oranla azalma var. Ünlü Framingham çalışmasına göre, 30 yıl önceki yaşlılara göre şimdiki yaşlılar arasında yeni bunama hastası görülme sıklığında yüzde 44’e varan azalma var” dedi. Araştırmacılar bu düşüşü eğitim düzeyinin ve daha fazla zihinsel işlev gerektiren iş kollarının artması, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi damarsal risk faktörlerinin daha yaygın olarak kontrol altına alınması, sigara tüketiminin azalmasına bağlıyor. Prof. Dr. Hanağası, “Şeker hastalığıyla daha etkin mücadeleyle bu oranın daha da azalması mümkün. Gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerdeki hastalık oranlarının düştüğüne dair henüz bir veri yok” dedi.

ORTA YAŞTA KART, DAMA OYNA, BULMACA ÇÖZ
Prof. Dr. Haşmet Hanağası, Alzheimer hastalığından korunmada orta yaşlarda risk faktörlerinin azaltılarak fiziksel ve zihinsel aktivitelerin arttırılmasının yararlı olduğunu hatırlattı. Bu yıl Dünya Alzheimer Kongresinde sunulan yeni bulgulardan birisi de orta yaşlarda daha fazla kart oyunları, dama oynayanlar ve bulmaca çözenlerin beyinlerinin daha hacimli. Ayrıca bu kişilerin zihinsel yetileri bu aktiviteleri yapmayanlara göre daha iyi.
 



 

Artık çok erkenden belli olacak

Tarama testinin tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Biri, testle annenin kanından, bebeğe ait hücrelerin içindeki DNA’dan alınan parçaların incelendiğini ifade etti. Tanı testlerinde ya amniyotik sıvıdan ya plasentadan ya da kordondan girilerek doğrudan bebeğe ait bir materyal alındığını ve bunların genetik yapısının incelendiğini anlatan Biri, şu bilgileri verdi:

“Bütün kromozomları sayı ve yapı olarak her açıdan inceleyebiliyorsunuz. Tam doğruluk açısından hala bunun üzerine çıkan bir test yöntemi geliştirilemedi. Bir hekimin veya bir ailenin gözden kaçıracağı en önemli kromozom hastalığı da down sendromu oluyor. Bu yüzden de yoğunlukların tümü bunun yakalanmasıyla ilgili oluyor. Bu yeni teste tarama denilmesinin amacı, riskli grubu belirliyor ve kişiyi, hekimi kesin tanı testlerine yönlendiriyor. Çünkü bütün gebelerde amniyosentez yapılamayacağı için bu tarama testi önemli bir araç, yöntem haline geliyor. Kaldı ki, 500 down sendromlu vaka yakalayacağım diye belki de bir o kadar bebek kaybedeceksiniz. Dolayısıyla hekim, operatör deneyimli değilse işlemlerin riski çok yüksek olabilir. Bu kadar çok girişimin, geç haftalara kadar tanı işlemlerin önüne geçilmesi gibi durumların ortadan kalkması amacıyla bu tarama testi önemli. Bu test gerçek anlamda bir devrimdir. Gerçekten kadını özgürleştiren bir devrimdir. Çok erken haftada yapılması çok önemlidir. Gebeliğin 10. haftasında anne kanına yeterince bebek hücresi geçmiş oluyor. Bu haftada yapılan testin sonuçlarını 2 hafta sonra alabiliyoruz.”

Biri, tanı testi ne kadar doğru olursa, ikinci basamak işlemlerin daha az yapılabileceğini ve zararlarından korunabileceğini dile getirerek, bu konudaki analizlerin daha saflaştırıldığını, daha özel, spesifik bölgelerin incelenmeye başlandığını ve hata payının en aza indirilmeye çalışıldığını anlattı.

Bu nedenle tanı testinden çıkan sonuçların yüzde 99,7 oranında doğruluk payı içerdiğini ifade eden Biri, “Bu test, sıkıntılı kromozomları incelemek için büyük bir araç görevi görüyor. Bu tarama testiyle beraber önemli bir grup hastaya gereksiz yere diğer tanı testlerini yapmış olmuyoruz” diye konuştu.

“AMACIMIZ TÜRKİYE’DE LABORATUVAR KURMAK”

Ariosa Diagnostics Direktörü Sabah Öney de dünyadaki hem hekimlerin hem de hamile kadınların aldıkları sağlık işlemlerine çok daha iyi ve yüksek yararı olan bir test geliştirmek olduğunu söyledi.

Uzun çalışmaların ardından 2012’de testin Amerika’da piyasa çıkarıldığını ve hızlı bir şekilde de Türkiye’ye getirildiğini anlatan Öney, “Şu anda Amerika’daki en yüksek teknolojimizle üretilen testler şu anda Türkiye’de kullanılıyor. Bunu da devam ettirmeyi düşünüyoruz. Amacımız da ileride bu laboratuvarlarımızı, bütün hastalarımıza yardımcı olacak şekilde, hamileliklerinde oluşabilecek sorunları an düşük düzeye indirmektedir” ifadelerini kullandı.

 

 

 

Tarama testinin tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Biri, testle annenin kanından, bebeğe ait hücrelerin içindeki DNA’dan alınan parçaların incelendiğini ifade etti. Tanı testlerinde ya amniyotik sıvıdan ya plasentadan ya da kordondan girilerek doğrudan bebeğe ait bir materyal alındığını ve bunların genetik yapısının incelendiğini anlatan Biri, şu bilgileri verdi:

“Bütün kromozomları sayı ve yapı olarak her açıdan inceleyebiliyorsunuz. Tam doğruluk açısından hala bunun üzerine çıkan bir test yöntemi geliştirilemedi. Bir hekimin veya bir ailenin gözden kaçıracağı en önemli kromozom hastalığı da down sendromu oluyor. Bu yüzden de yoğunlukların tümü bunun yakalanmasıyla ilgili oluyor. Bu yeni teste tarama denilmesinin amacı, riskli grubu belirliyor ve kişiyi, hekimi kesin tanı testlerine yönlendiriyor. Çünkü bütün gebelerde amniyosentez yapılamayacağı için bu tarama testi önemli bir araç, yöntem haline geliyor. Kaldı ki, 500 down sendromlu vaka yakalayacağım diye belki de bir o kadar bebek kaybedeceksiniz. Dolayısıyla hekim, operatör deneyimli değilse işlemlerin riski çok yüksek olabilir. Bu kadar çok girişimin, geç haftalara kadar tanı işlemlerin önüne geçilmesi gibi durumların ortadan kalkması amacıyla bu tarama testi önemli. Bu test gerçek anlamda bir devrimdir. Gerçekten kadını özgürleştiren bir devrimdir. Çok erken haftada yapılması çok önemlidir. Gebeliğin 10. haftasında anne kanına yeterince bebek hücresi geçmiş oluyor. Bu haftada yapılan testin sonuçlarını 2 hafta sonra alabiliyoruz.”

Biri, tanı testi ne kadar doğru olursa, ikinci basamak işlemlerin daha az yapılabileceğini ve zararlarından korunabileceğini dile getirerek, bu konudaki analizlerin daha saflaştırıldığını, daha özel, spesifik bölgelerin incelenmeye başlandığını ve hata payının en aza indirilmeye çalışıldığını anlattı.

Bu nedenle tanı testinden çıkan sonuçların yüzde 99,7 oranında doğruluk payı içerdiğini ifade eden Biri, “Bu test, sıkıntılı kromozomları incelemek için büyük bir araç görevi görüyor. Bu tarama testiyle beraber önemli bir grup hastaya gereksiz yere diğer tanı testlerini yapmış olmuyoruz” diye konuştu.

“AMACIMIZ TÜRKİYE’DE LABORATUVAR KURMAK”

Ariosa Diagnostics Direktörü Sabah Öney de dünyadaki hem hekimlerin hem de hamile kadınların aldıkları sağlık işlemlerine çok daha iyi ve yüksek yararı olan bir test geliştirmek olduğunu söyledi.

Uzun çalışmaların ardından 2012’de testin Amerika’da piyasa çıkarıldığını ve hızlı bir şekilde de Türkiye’ye getirildiğini anlatan Öney, “Şu anda Amerika’daki en yüksek teknolojimizle üretilen testler şu anda Türkiye’de kullanılıyor. Bunu da devam ettirmeyi düşünüyoruz. Amacımız da ileride bu laboratuvarlarımızı, bütün hastalarımıza yardımcı olacak şekilde, hamileliklerinde oluşabilecek sorunları an düşük düzeye indirmektedir” ifadelerini kullandı.

 

 

 

Suşi yüzünden tüm vücudunu tenya sardı

Daily Mail’in haberine göre çok fazla suşi yiyen ve ismi açıklanmayan Çinli bir hasta, karın ağrısı ve kaşınma şikayetiyle hastaneye başvurdu. Tüm vücudunu tenya saran adamın rahatsızlığının nedenininse yediği suşiler olduğu ortaya çıktı.

 

AYLARCA BELİRTİ VERMEYEBİLİR

Tenyalar insanlarda aylarca belirti vermeden yaşayabiliyor. Bu da tehlikeyi büyütüyor. Larva halindeyken balıklara yapışan tenyalar pişirilmeden yenilen suşi gibi çiğ balıklarda yaşıyor. Yenildiğinde de kolayca insan vücuduna geçiyor. İnsan vücudunda haftalar içinde 15 metreye kadar büyüyebilen tenyalar uzunca süre teşhis de edilemeyebiliyor. Yorgunluk, kabızlık, karın ağrısı gibi belirtilerle kendisini gösteriyor.

Karaciğer, gözler, kalp ve beyin gibi organlara sıçradığında ise hayati tehlike yaratıyor ve ölüme kadar götürebiliyor.

 

Daily Mail’in haberine göre çok fazla suşi yiyen ve ismi açıklanmayan Çinli bir hasta, karın ağrısı ve kaşınma şikayetiyle hastaneye başvurdu. Tüm vücudunu tenya saran adamın rahatsızlığının nedenininse yediği suşiler olduğu ortaya çıktı.

 

AYLARCA BELİRTİ VERMEYEBİLİR

Tenyalar insanlarda aylarca belirti vermeden yaşayabiliyor. Bu da tehlikeyi büyütüyor. Larva halindeyken balıklara yapışan tenyalar pişirilmeden yenilen suşi gibi çiğ balıklarda yaşıyor. Yenildiğinde de kolayca insan vücuduna geçiyor. İnsan vücudunda haftalar içinde 15 metreye kadar büyüyebilen tenyalar uzunca süre teşhis de edilemeyebiliyor. Yorgunluk, kabızlık, karın ağrısı gibi belirtilerle kendisini gösteriyor.

Karaciğer, gözler, kalp ve beyin gibi organlara sıçradığında ise hayati tehlike yaratıyor ve ölüme kadar götürebiliyor.

 

Sesli Sohbet Sitesi

Sesli Sohbet Sitesi

Merhaba Sesli Sohbet Sitesi arıyorsanız ve aradığınız sohbet ortamı seviyeli olsun istiyorsanız sizlere en seviyeli sesli sohbet adresini tanıtıyoruz!

Sesli olarak sohbet edebileceğiniz sitemizde sesli ve Görüntülü Sohbet imkanlarını aynı arada ve aynı anda bulabileceksiniz sesli siteler arasında bulabileceğiniz en keyifli sohbet odalarını bizim sitemizde bulabilirsiniz.

Sesli Sohbet ederek zaman geçirebileceğiniz sitemizde ülkemi ve ülke dışından kullanıcılar ile sohbet ederek tanışabilirsiniz tanıştığınız diğer kullanıcılarımız ile kendi sesiniz ile dilediğiniz kadar süresiz sohbet edebilirsiniz sesli chat hizmetlerimiz tamamen ücretsiz ve süre sınırlaması olmaksızın sizlerin hizmetine sunulmuştur Sesli Chat Odalarımız bir birinden değişik formatlarda sizler için hzırlanmıştır sohbet odalarımızdan kısaca bahsetmek gerekirse izdivaç,canlı müzik,yarışma odaları gibi odalarımız sizlere hem sohbet hemde eğlence imkanları sunumları ile seçenekleriniz arttırılmış olmaktadır.

Sesli Chat Sitemizde sohbet esnasına dilediğiniz türden müziği diğr kullanıcılara dinletebilir dilerseniz kendi sesiniz ile canlı şarkı yada şiirler okuyabilirsiniz,sesli sohbet siteleri arasında www.seslisohbetliyim.com sitemiz seviyesi ve samimi oda seçenekleri ile diğer tümerden ayrılmaktadır sesli site seçimi günümüzde oldukça zordur çünkü arama motorlarını sesli sohbet siteleri oldukça meşkul etmekte ve her site kıyasıya rekabet ile kullanıcı tutmak için değişik sohbet ortamlarına imkan vermektedir fakat biz seslisohbetliyim olarak asla seviyeli sohbet tarzımızdan ödün vermeden sohbet odalarımızı 24 saat kontrol ederek hizmet vermekteyiz.